
Twitter; gün gittikçe daha çok konuşulan, sosyal medyanın ne kadar güçlü olduğunu, gelecekte ne kadar güçleneceğiyle ilgili aklımızın duvarlarına ciddi veriler yansıtan, milyonlarca kişinin kullandığı dev bir sosyal medya aracı oldu. Bunu zaten hepimiz biliyoruz. En klişe cümle, en açıklayıcısı olduğu için onu kullanalım: Biz ülke olarak globalleşen bir dünyada, hayatımızın her safhasına nüfuz eden bu dijital evrenin ne kadar içindeyiz? Ne kadar bu evrenin bir parçası gibi davranabiliyoruz? Sosyal medya iletişiminin en kolay ve en yaygın aracı olarak gösterilen, mikro blogculuğun yaratıcısı twitter’ın üzerinden konuya ışık tutalım.
Birkaç rakamla konuyu açalım. Ağustos verileriyle, dünyada 11.5 milyon kişi twitter’a üye. Ülkemizde ise bu rakam yaklaşık 100.000 kişi civarında. Şu anki tüm twitter üyelerinin yüzde 70′i 2009′un ilk 5 ayında twitter’a üye olmuş. Yani hızla ve katlanarak büyümeye devam ediyor. Üyelerin yüzde 95’i 100′ün altında kişiyi takip (follow) ediyor. Tüm üyelerin yüzde 5′lik kesimi twitter’daki tüm aktivitenin yüzde 75′ini oluşturuyor. Bunlar twitter celebrity’ler, haber kurumları, politikacılar ve sanatçılardan oluşuyor genelde.
Twit’ler en çok mobil ve web tabanlı araçlar kullanarak basılıyor. Bu araçlar arasında bilgisayarlarda en çok tweetDeck kullanılmış. Mobil twit’lemek için de yüzde 20’ye yakın bir kesim halen SMS ile twit’lemekte. Twitter’a girilen içeriklerin yüzde 25′i botlar tarafından üretilmiş. Yani bu ne demek? Ortadaki mesaj kütlesinin çeyreği “junk” anlamına geliyor.
Arkadaş sayısı arttıkça takip eden kişi sayısı da artıyor. Örneğin 100 arkadaşı olanların 90, 900 arkadaşı olanların ortalama 500 takipçisi var. Ayrıca takipçisi çok olanın twitter’daki aktivitesi de artıyor. Yine minik bir örnekle açalım; 50 takipçisi olan 1-2, 1000 takipçisi olan ortalama 6-7 kez twit’liyor.
Twitter celebrity’si diye bir kavram var. Bu gruba sokabileceğimiz insanlarda bu aktivite artabiliyor, hatta günde 130 twit’e çıkanları bile var. Buradan varabileceğimiz nokta şu; twitter’daki tüm aktivitelerin yüzde 97’sini, tüm twitter nüfusunun sadece yüzde 30’u oluşturuyor. Geriye kalan yüzde 70’lık dev kitle varla yok arasında, arafta kalıyor.
Türkiye’deki aktivite oranı da globale benziyor fakat aradaki uçurum daha derin. Aktivitenin çoğunluğu yüzde 5’lik kesim tarafından sağlanıyor, yani yaklaşık 5000 kişi. Ardından gelen 25.000 kişi re-tweet yapıyor. Geriye kalan 70.000 kişi sadece izliyor ya da yalnızca twitter’a üye olmuş oluyor.
Online nimetlerin artması, insandaki bağımlılık düzeyini de ister istemez arttırıyor. Aktif twitter’cıların yüzde 50’si twitter olmadan en fazla 6 gün yaşıyorlar. Bu rakam “insan susuz kaç gün yaşar?” sorusunun cevabıyla kolaylıkla yarışabilir. Peki twitter’da “iğne atsan yere düşmez” diyebileceğimiz bir zaman aralığı var mı? Salı günü saat 12:00 ile 13:00 arası, twitter mahşer kalabalığına bürünüyor.
Dijital dünyada bu kadar patırtı kopuyor peki geleneksel mecralardaki yansımaları da aynı şekilde mi? Offline celebritity’ler diye adlandırabileceğimiz şöhretler; Türkiye’de yavaş yavaş twitter’da belirmeye başladı. Şu anda Sertab Erener, Erdil Yaşaroğlu, Selçuk Erdem ve Nil Karaibrahimgil en fazla takipçiye sahip ünlüler. Ortalama 5000 takipçileri var. Tabii bu rakamlar twitter’ın “Global Top 100” listesiyle oranlandığımızda komik kalıyor çünkü listenin başında yazı hazırlanırken 3.700.000 civarında takipçisi olan Ashton Kutcher var. CNN ile girdiği takipçi yarışıyla twitter’da efsaneleşen Kutcher, CNN ile arasındaki takipçi yarışında epey bir yol almış. CNN’in twitter hesabıyla aralarında yaklaşık 1 milyon takipçi var.
Aynı şekilde ülkemizde geleneksel medyanın da sosyal medyadan pek haberi yok. Kendisinden haber aldıkları, bazen haber yaptıkları twitter’da çoğunun hesabı bile yok. Arada belki sadece NTV ve NTVMSNBC’nin hesabından bahsedilebilir. NTV’nin twitter’da 1900 civarı takipçisi bulunuyor. ABD’de talk show’larda twitter esprileri yapılırken, sanatçıların twitter üzerinden yaptıkları polemikler gündemi meşgul ederken, ülkemizdeki bu suskunluk sosyal medyanın gücünü anlayıp, hazmetmememiz için daha uzun zaman olduğunun açık bir kanıtı.
Siyasette de durum pek farksız değil. Seçimi neredeyse sosyal medyada yaptığı akıllıca stratejiyle kazanan Obama’nın ulaştığı rakamlara ulaşmak tabii ki mümkün değil ancak Türk siyasetçilerinin şu anda twitter’la bir bağı yok. En fazla aktif olan isim Mustafa Sarıgül. Onu da twitter’da yaklaşık 1200 kişi takip ediyor.
Özet olarak twitter; birçok sosyal medya aracının ulaştığı nicelik-nitelik oranın altında kalsa da hala kıtlıktan çıkmış bir dev gibi büyümeye devam ediyor. Mikro-blogging kavramını yaratan bu devin atacağı adımlar o kadar belirsiz ki bunu anlatmak için birinci ağızdan bir örnek verelim. Twitter’ın sahibi Marc Watts’ın tüm pazarlama ve reklam dünyasının izlediği Cannes’daki bir söyleşide; “twitter kaç para eder, gelecekte nerede olur, hedefi ne?” sorularına tek ve net bir cevap vardı:
Don’t know!
Kaynakça:
1) Kullanıcı segmentasyonu hakkındaki analizler : http://www.sysomos.com/insidetwitter/
2) “Global Top 100” http://twittercounter.com/pages/100
Bu yazı Marketing Türkiye dergisinin, IP ekinde (Ekim 2009) yayınlanmıştır.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.